Prev Next
  • Burun Estetiği (Rinoplasti)
  • Bademcik ameliyatı

SIK SORULAN SORULAR

SEPTUM DEVİASYONU (BURUN EĞRİLİĞİ)

Burun septumu, iki burun deliğimizi ortadan ikiye bölen bir duvardır. Septumun ön kısmı sağlam ancak bükülebilir bir kıkırdaktan, arka kısmı ise kemikten oluşmuştur.İdeal olan septumun orta hatta bulunması, sağ ve sol burun boşluklarının da eşit genişlikte olması gerekir. İnsanların %80’inde septumtam olarak orta hatta değildir ve bu durum herhangi bir şikayete neden olmadığı gibi, çoğunlukla bir sağlık sorunu da doğurmaz.

Bazen septum orta hattan çok sapmış bir konumda bulunur ve buna septum deviasyonu (burun eğriliği) adı verilir ve rahatsızlık verir. Septum deviasyonunun oluşma mekanizmaları çeşitlidir. Nadiren, bazı bebekler anne karnında septumun eğri gelişimine bağlı olarak septum deviasyonu ile doğarlar. Bazen de septum, bebeğin doğum kanalından geçişi sırasında eğilir. Çocukluk çağındaki ve erişkinlikteki çarpmalar, düşmeler, spor yaralanmaları,trafik kazaları da septum deviasyonuna neden olabilir. Septum deviasyonları, büyüme çağında septumun kemik ve kıkırdak kısımlarının farklı hızda gelişmesi sonucunda da oluşabilir.

Septum deviasyonunun belirtileri nelerdir ?

Septum deviasyonunun en sık rastlanan belirtisi burundan nefes alma güçlüğüdür. Burun tıkanıklığı genellikle septum eğik olduğu taraftadır, ancak her iki tarafta sürekli veya bazen sağda, bazen solda olacak şekilde değişken nefes alma güçlüğü hissedilmesine de yol açabilir. Septum deviasyonu şu sorunlara neden olabilir :

Tek veya çift taraflı burun tıkanıklığı

·                             Sabah boğaz kuruluğu

·                             Tekrarlayan burun kanamaları

·                             Tekrarlayan sinüzit

·                             Bazen yüz bölgesinde ağrı, başağrısı, geniz akıntısı

·                             Uykuda sesli nefes alma (özellikle çocuklarda)

·                             Hafif dereceli septum deviasyonu bulunan bazı kişilerde belirtiler ancak soğuk algınlıkları sırasında ortaya çıkar. Bu kişilerde solunum yolu enfeksiyonunun

·                             burun dokularında neden olduğu şişlik, normalde farkına varılamayan hafif dereceli tıkanıklığı belirgin hale getirir ve şikayetler soğuk algınlığının

·                             iyileşmesinden sonra tekrar ortadan kalkar.

Septum deviasyonu nasıl teşhis edilir ?

Uzmanlar şikayetlerinizi dinledikten sonra size burunla ilgili bir travma veya ameliyat geçirip geçirmediğinizi soracaktır. Doktorunuz bundan sonra burun içini ve septumun pozisyonunu muayene edecektir. Bu işlem burun kanatlarını sizde hiç bir rahatsızlığa neden olmadan açan bir alet yardımıyla ve gerekiyorsa endoskop adı verilen optik cihazlarla gerçekleştirilir.Septum deviasyonu teşhisi için çoğunlukla başka bir incelemeye gerek yoktur. Ancak,doktorunuz şikayetlerinizin sinüzit ve allerji gibi başka nedenlere bağlı olduğunu düşünüyorsa bunların teşhisine yönelik testler ve laboratuar incelemeleri yapılmasını isteyebilir.

Ses kısıklığı ses teli kanserlerinde laser kullanımı ,ses teli felçleri,ses protezi,ses kısıklığı nasıl değerlendirilir?

Ses kısıklığını değerlendirmede anamnez çok önemlidir. Anamnezde semptomların süresi, sesi kullanım şekli ve sıklığı, sigara veya toksinlere maruz kalma ve nörolojik bir hastalık olup olmadığı dikkatlice sorgulanmalıdır. Anamnezden sonra muayeneye geçilmelidir. Muayenede rutin KBB ve baş boyun muayenesi sonrası spesifik larenks muayenesi yapılmalıdır. Larenks aynası ile yapılan dolaylı muayene sonrası, fleksible ve rijit endoskopik muayene yapılmalıdır. Rijit larengoskopi özellikle stroboskopik ışık altında yapılmalıdır. Böylelikle her bir vokal siklus ayrıntılı olarak incelenebilir. Fleksible nazofibroskopi ile konuşma sırasındaki larenksin hareketleri dinamik olarak değerlendirilebilmektedir. Tüm bu muayene yöntemlerine ilaveten mümkünse akustik analiz de yapılarak ses parametreleri hakkında objektif veriler elde edilmelidir.

Nasıl önlenmeli?

·                             Sigara içiyorsanız bırakınız.

·                             Alkol ve kafein gibi vücudu susuz bırakan faktörlerden uzak durunuz.

·                             Pasif sigara içicisi olmaktan kurtulunuz.

·                             Bol miktarda su içiniz.

·                             Evinizi nemlendiriniz.

·                             Baharat ve alkolden uzak durunuz.

·                             Sesinizi çok uzun süre ve çok şiddetli kullanmaktan uzak durunuz.

·                             Profesyonel ses eğitimi alınız.

·                             Sesiniz kısık ise konuşmak ve şarkı söylemekten kaçınınız.

Sık rastlanan bazı organik ses kısıklığı nedenleri nelerdir ve nasıl tedavi edilir?

Akut Viral Larenjit:

Genelikle burun, paranazal sinüsler ve farenksteki akut bir infeksiyona sekonder olarak ortaya çıkar. Damlacık yolu ile bulaşır ve en sık adeno virüs ile influenza virüs sebeptir. İklim değişiklikleri, vücut direncinin düşmesi, fiziksel veya psikolojik stres olayı başlatabilir. Temel şikayetler ses kısıklığı ve gırtlakta ağrı ve rahatsızlıktır. Bu şikayetlere çoğu zaman öksürük de eşlik etmektedir. Ses tamamen kaybolmaz, ancak kaba bir ses vardır. Muayenede ses tellerinin beyaz görünümünü kaybettiği ve şiştiği gözlenir. Tedavide ses istirahatı, buhar inhalasyonu, soğuk, sigara ve alkolün yasaklanması gibi destekleyici bir tedavi uygulanır. Koyu ya da pürülan bir mukusun bulunuşu daha agresif bir tedaviyi gerektiren bakteriyel bir enfeksiyonu gösterir. Bu durumda tedaviye antbiyotikle birlikte mukolitik ajanlar ilave edilmelidir. Bu tedavi ile akut larenjitler birkaç gün içerisinde düzelir.

Kronik Larenjit:

Asıl sebebi bulmak genellikle zordur. Sigara, pürülan sinüzit ve diğer solunum yolu enfeksiyonları, endüstriyel gaz ve dumanlar, larengofarengeal reflü, sesin kötü kullanımı ve ağız solunumu iritasyon nedeni olabilir. Alkol de ses tellerinde ödem ve kanamanın daha kolay oluşmasına yol açar. Hastalar ses kısıklığı ve hafif öksürükten şikayetçidir. Bu şikayetler sinsi başlayabileceği gibi bazen de bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonucu sürekli hale gelebilir. Muayenede ses telleri beyaz renklerini kaybetmiş, pembe ve kırmızı bir renk aldığı görülür. Gırtlak mukozası pürüzsüz ve düzenli ise biyopsi yapılmamalı, hasta yakın takip edilmelidir. Bu durumda ses istirahatı, sigara ve alkol yasağı ve uygun medikal tedavi ile tamamen iyileşme sağlanabilir. Ancak ses telleri üzerinde lökoplaki veya keratoza ait beyaz lekeler bulunuyorsa mutlaka biyopsi uygulanmalıdır. Biyopsi sonucuna göre de tedavi protokolü düzenlenmelidir.

Ses Teli Nodülü:

Nodüller, ses tellerinin serbest kenarlarında travma sonucu oluşan iyi huylu şişliklerdir. Bunlara şarkıcı nodülü de denmektedir. Genellikle ön 1/3 ile arka 2/3 birleşim yerinde bulunurlar. Bu nokta ses tellerinin titreşiminin en yoğun olduğu bölgedir. Sesin aşırı veya hatalı kullanımı travmaya neden olabilir. Nodülü olan hastalar genellikle agresif, sinirli kişilerdir. Ses kısıklığı yegane şikayettir. Erken dönemde nodül, her iki ses teli serbest kenarında yumuşak, kırmızı şişlikler olarak görülür. Tedavide nodüle sebep olabilecek sesin hatalı kullanımı önlenmeli, nodül oluşumuna yol açabilecek sinüzit ve larengofarengeal reflü gibi hastalıklar araştırılmalı ve bu hastalıkların bulunması durumunda da uygun medikal tedavi düzenlenmelidir. Fibrotik veya sert nodül dediğimiz travmanın devamı halinde oluşan nasırlaşma durumunda cerrahi tedavi yapılabilir. Cerrahide klasik soğuk mikrolarengeal cerrahi yapılmalı, lazerden uzak durulmalıdır. Ancak mutlak suretle cerrahi öncesi ve cerrahi sonrası ses terapisi yapılmalıdır. Çocukluk çağı ses teli nodüllerinde ise cerrahinin yeri yoktur, ses terapisi yapılmalıdır.

Ses Teli Polibi:

Ses tellerinin iyi huylu tümörleridir. Erkeklerde ve sigara içenlerde sıktır. Hastalığın oluşumunda kronik travma ve sesin kötü kullanımı rol oynamaktadır. Alerji ve sigara gibi faktörler de polip oluşumunu etkilemektedir. Poliplerin ilk belirtileri ses kısıklığı ve solunum problemidir. Tek taraflı polipler farklı titreşimlere neden olarak seste çatallaşmaya neden olurlar. Poliplerde tercih edilen tedavi yöntemi mikrolarengeal cerrahidir. Cerrahide klasik soğuk cerrahi yanında lazerle eksizyon da yapılabilmektedir. Ameliyat öncesi ve sonrası mutlaka ses terapisi uygulanmalıdır.

Reinke Ödemi (Polipoid Dejenerasyon):

Ses tellerinde mukoza altındaki Reinke boşluğunda sıvı toplanması ile karakterizedir. Nedenleri arasında alerji, enfeksiyonlar ve özellikle lokal irritanlar rol oynar. Sigara kullanımının ve kronik sinüzitin Reinke ödemi gelişmesinde önemli rol aldığı bilinmektedir. Son yıllarda mideden gelen asit kaçağının (larengofarengeal reflü) da Reinke ödemine yol açtığı gösterilmiştir. Ses tellerinin hacmi, reinke boşluğundaki sıvı nedeni ile arttığı için ses tellerinin saniyedeki titreşim sayısı (frekans) azalır ve ses de kalınlaşmış olacaktır. Son yıllarda sigara kullanımının kadınlarda da artması ile bu hastalık kadınlarda da sıkça görülebilmektedir. Seste kısılma ve kalınlaşmanın yanında kuru bir öksürük ve boğazda yabancı cisim hissi de mevcuttur. Muayenede ses telleri hacimce artmış ve kızarık olarak izlenir. Bazen ödem o derece aşırı oluşur ki polipoid dejenerasyon meydana gelir. Tedavide mikrolarengeal cerrahi uygulanmalı ve ardından ses terapisi yapılmalıdır. Etyolojide etkili olan faktörler, özellikle sigara ortamdan uzaklaştırılmalıdır.

Gırtlak Kanseri:

Gırtlak kanserleri erkeklerde tüm kötü huylu tümörlerin yaklaşık % 2.5'ini, kadınlarda tüm kötü huylu tümörlerin ise % 0.5'ini oluşturur. Günümüzde sigara kullanım oranının kadınlarda da artması bu oranı biraz daha artırmıştır. Genellikle 60 yaş civarında görülür. Literatürde 20 yaşın altında ve çocuklarda birkaç vaka bildirilmiştir. Gırtlak kanserlerinin % 40'ı supraglottik (ses tellerinin üzeri) bölgede, % 59'u glottik (ses tellerinde) bölgede ve % 1'i de subglottik (ses tellerinin altı) bölgede oluşmaktadır. Gırtlak kanseri için risk faktörleri arasında sigara, alkol, mesleki faktörler, radyasyon ve son yıllarda oldukça popülerlik kazanan larengofarengeal reflü yer almaktadır. Sigaranın alkolle birlikte kullanımı özellikle supraglottik kanser gelişiminde sinerjistik etki yapar. Gırtlak kanserinin başlıca bulgusu ses kısıklığıdır. Bu bulgu özellikle glottik seviyedeki kanserler için geçerlidir. Buna karşın supraglottik seviyedeki kanserlerde yutma güçlüğü, kulağa vuran ağrı ve boğazda yabancı cisim hissi ön plandadır. Geniş ülsere tümörlerde ağızdan kan da gelebilir. Kesin tanı biyopsi ile konulur. Kanserin bulunduğu bölgeye ve büyüklüğe göre çeşitli cerrahi tedavi protokolleri vardır. Gırtlak kanseri nadiren uzak dokulara yayılır. Bu oran yaklaşık % 1-4 arasındadır. İlerlemiş gırtlak kanserlerinde uzak dokulara yayılma ihtimali artar. En sık akciğerlere yayılır. Sonuç olarak ses kısıklığının tedavisi nedene yöneliktir. Ses kısıklıklarının büyük bir çoğunluğu ses istirahatı ve sesin kullanımının yeniden düzenlenmesi ile tedavi edilebilir. Ses kısıklığının 2-3 haftadan uzun sürmesi durumunda mutlak suretle bir KBB uzmanına baş vurulması gerekmektedir.

Hangi durumlarda ses hastalığı ortaya çıkar?

Vücudumuzda ses çıkarma işlevini yerine getiren organımız gırtlağımızdır. Gırtlak kabaca bir müzik kutusuna benzetilebilir. Eğer bu organda bir bozukluk ortaya çıkarsa, bu, sesin bozulmasına, yani ses hastalığına neden olur.

Sesten mahrum olmak nedir?

Kısaca ses çıkartamamaktır. Ülkemizde ve dünyada bunun en büyük nedeni, ileri dönem gırtlak kanseri nedeniyle gırtlağın alınmasıdır (larenjektomi). Nadir olarak bazı psikolojik kökenli hastalıklar ve felçler de ses kaybına neden olur.

Sesli iletişimde yetersizlik nasıl olabilir?

Kişiler arasında iletişim çoğunlukla konuşmayla olur. Konuşma da, kelimeler ve kelimelere doğru duygu vurgularının verilmesiyle meydana gelir. Bütün bunları yapabilmek için sesi, kaliteli, dolayısıyla doğru olarak kullanmak gerekir. Bu açıdan her türlü sesli iletişim kalitesindeki azalma, ses hastalığı uzmanlarının temel uğraşı alanları arasında yer alır.

Ses profesyonelleri kimlerdir?

Ses sanatçıları, opera ve tiyatro sanatçıları, öğretmenler, din görevlileri, doktorlar, sekreterler... Kısaca yaşamını, sesini kullanarak kazanan kişilerdir.

Ses terapisi nedir?

Ses hastalığına sebep olan gırtlak davranışının değiştirilmesidir. Böylece ses telleri üzerinde ses bozukluğu yaratan ekstra gerilimler ve yük kaldırılır ve sesin etkinliği arttırılır. Ayrıca benzer tekniklerle kişiler için ideal gırtlak davranışı belirlenerek, etkili iletişim ve ideal ses karakteristiği elde edilebilir.

Ses Tellerimde Nodül Var. Sesim Kısıldı, Ne Yapmalıyım?

Ses kısıklığı deyince genellikle sesin azalması veya hiç çıkmaması olduğu düşünülür ancak her türlü normalden farklı ses oluşumuna ses kısıklığı denir. Sesteki çatallaşmalar, titreşimler, boğuk ses ve diğer tüm ses değişikliğine ses kısıklığı denir. Ses kısıklığı oluşturan çok sebep vardır. Bunlar arasında çok basit ve kendiliğinden dahi iyileşebilecek sebepler olduğu gibi ciddi ve tedavisinin büyük ameliyatlar olabileceği hastalıklar olabilir.

Aslında ses kısıklığı olur olmaz doktora gitmek gerekir. Ancak ülkemizde bu pek mümkün olmamaktadır. Bu nedenle genelde 1-2 haftadan daha fazla süren ses kısıklıklarında mutlaka doktora gidilmelidir. Ses kısıklığı ile beraber nefes alma zorluğu, ağızdan kan gelmesi, yutma zorluğu veya boyunda kitle (şişlik) gibi şikayetlerde varsa KBB uzmanına başvurmak için daha acele etmek gerekir. Ses kısıklığı olduğu zaman ne hemen ciddi bir hastalık endişesine kapılmalı ne de çok küçümseyip muayeneyi ihmal etmemek gerekir.

Poliklinik şartlarında ses teli muayenesi ya larinks aynası denen ayna ile ya da endoskop adı verilen görüntülü yöntemle yapılır. Her ikisinde de doktorunuz diliniz tutarak dışarı çekecek ve ayna ya da endoskopu ağız içine sokacaktır. Bu bazen hastada öğürme refleksinin oluşmasına ve bulantıya neden olabilir. Bazen hastanın boğazını uyuşturmak gerekebilmektedir.

Doktorunuz ses tellerini gördükten sonra hareketlerini kontrol etmek için sizden 'i' demenizi isteyecektir. Bu şekilde herhengi bir hareket kısıtlılığıda muayene edilebilecektir. Bazen bu yöntemlerle ses telleri yeterince muayene edilemez. Bu durumda direk laringoskopi adı verilen ve hasta sırt üstü yatar pozisyonda iken, hastanın ağzından sokulan ve gırtlak muayenesin sağlayan bir boru şeklinde alet kullanılması gerekir. Bu işlem sırasında mikroskop kullanılarak daha ayrıntılı muayene yapılabilir. Direk laringoskopi yaparken lokal ya da genel anestezi gerekir.

Orta Kulak Nasıl Çalışır?

Orta kulak, dış kulak yolundan kâğıt inceliğindeki kulak zarı ile ayrılan ve bezelye büyüklüğünde içi hava dolu olan bir boşluktur. Orta kulakta, kulak zarı ile iç kulak arasındaki üç kemikçik, bir nevi köprü oluşturmuştur. Ses dalgaları kulak zarına çarptığı zaman, zarla birlikte bu üç kemikçik de titreşir ve iç kulağa yansıyan dalgalar, burada, beyine gönderilen sinir uyarılarına dönüşür. Sağlıklı orta kulakta, kulak dışındaki (atmosferik) basınç kadar basınca sahip hava bulunur, böylece zar ve kemikçikler serbestçe titreşebilir. Burun arkası boşluktan (geniz), orta kulağa uzanan ve "östaki borusu" diye isimlendirilen bir boru vasıtası ile orta kulak havalanır. Esnediğiniz veya yutkunduğunuz zaman kulağınızda "çıt" şeklinde bir hava sesi duyarsınız, bu demektir ki, hava basınçlarını eşitlemek için bu borudan orta kulağa bir hava geçişi olmuştur. Bu olay, her gün binden fazla kez kendiliğinden tekrarlanır.

Orta Kulak İltihabına Ne Yol Açar?

En sık olarak, ağız veya burundan giren, östaki borusu vasıtasıyla orta kulağa ulaşan mikroplar yol açar. Grip, nezle, alerji, sinüzit veya soğuk algınlığı gibi durumlarda östaki borusu da şişer ve tıkanır, böylece orta kulağa hava geçemez ve orta kulak temizlenemez. İltihap sırasında kulak ağrısı, kızarık kulak zarı, zarın arkasında püy toplanması görülür. Bazen kulak zarı delinir ve iltihap kulak dışına akar. Fakat çoğunlukla östaki borusu açılamadığı için kulak akıntısı orta kulakta birikir. Buna, "orta kulakta sıvı birikimi", denir ve sıklıkla sürekli bir hâl alır. Ağrılı, ateşli orta kulak iltihabı geçtikten sonra bu sıvı, burada haftalar, aylar hatta yıllar boyu kalabilir. Daha da kötüsü, sıvının varlığı mikropların burada rahatça çoğalmalarına yol açarak, sık orta kulak iltihabına da sebep olur.

Orta Kulak İltihabının Şikâyetleri Nelerdir?

En sık, şiddetli kulak ağrısı olur. Kişi, kulakta basınç, tıkanıklık hisseder. İşitme çoğunlukla azalmıştır. Bu olay, orta kulaktaki sıvının, kemikçiklerin titreşimlerini azaltmasından kaynaklanır. Uygun tedavi ile bu sıvı kaybolur ve işitme eski hâline döner. Uygun tedavi edilmezse, maalesef sürekli bir işitme kaybı gelişebilir.

Kulak, Burun, Boğaz Muayenesinden Ne Beklemeli?

Muayene esnasında kulak, burun, boğaz hekimi, kulak zarını, rengini, akıntı varsa bunun karakterini değerlendirir. Aynı zamanda, muayene ile tespit edilemeyen bulguların ortaya konması için iki test yapılabilir. Bunlardan biri işitme testidir (odyogram). Bu testte kulağa değişik şiddette ve tonda sesler verilerek ne kadar işittiği tespit edilir. Diğer test ise orta kulak basıncını ölçen bir testtir (timpanogram). Bu testle, östaki borusunun ne kadar çalıştığı anlaşılmaya çalışılır. Bu iki test, hekime hastalığın boyutu ve uygun tedavinin seçimi hakkında yardımcı olur. İlaçların Önemi: Hekim, bir veya birden fazla ilaç reçete edebilir. Biri, mikroplara karşı savaşan antibiyotik olabilir. Antibiyotik, iltihabın azalmasını sağlayarak kulak ağrısına iyi gelse de, iltihabın tam olarak geçmesi uzun zaman alabilir. Uygun tedavi, 10 ile 14 gün olabilir, Hekim, yardımcı ilaçlar da yazabilir, bunlar birbirini destekleyerek daha çabuk iyileşmeye yardımcı olabilirler. İlaçlar hakkında en ufak bir şüphe duyarsanız veya şikâyetler yeterli zamanda geçmezse lütfen hemen doktorunuzu arayınız.

Diğer Hangi Tedaviler Gerekli Olabilir?

Çoğu orta kulak iltihabı, uygun ilaç tedavisi ile düzelir. Bazı durumlarda hekim, diğer tedavileri de öngörebilir. Meselâ, kulak zarı çizilerek iltihap dışarı akıtılabilir. Bu, hem ağrının hemen azalmasına, hem de iyileşmenin çabuk olmasına yardımcı olur. Delik, birkaç gün içerisinde kendiliğinden kapanır. Mamafih, iltihap tam geçmeden kulak zarı kapanacağı için, sıvı, tekrar birikebilir. Bunun üstesinden gelmek için kulak, burun, boğaz hekimi, kulak zarına çok ufak bir havalandırma tüpü takabilir. Bu tüp, orta kulak basıncı ile hava basıncını eşitleyerek kişinin işitmesine yardımcı olur. Kulak, burun, boğaz hekimi, orta kulak iltihabı ve östaki borusu iyileşinceye kadar zarda kalacak bir havalandırma tüpü seçer. Bu süre haftalar, hatta aylar olabilir. Tüp, hiçbir şikâyete sebep olmaz, çocuğun işitmesinde belirgin bir artış olur ve orta kulak iltihabının sıklığı oldukça azalır. Orta kulak iltihabı, sürekli olarak mikrop barındıran geniz eti ve bademcik sebebi ile tekrarlayabilir. Şayet böyle olursa, hekim, geniz eti ve bademcik operasyonu da önerebilir ve bu operasyonu havalandırma tüpü takarken de yapabilir. Alerjiler de tedaviye ihtiyaç gösterebilir.

Burun Ameliyatı ve Anestezi Hakkında Bilgi Alabilir miyim?

Burun, yüz görünümünü etkileyen estetik ve fonksiyonel bir organdır. Rinoplasti ise burnu şekillendirmeye yönelik yapılan cerrahi girişimdir. Rinoplasti ameliyatı ile burnun büyüklüğü arttırılabilir ya da azaltılabilir, burun ucu şekillendirilebilir. Burun delikleri küçültülebilir. Burnun dudakla ve alınla oluşturduğu açılar değiştirilebilir. Burundan nefes alma zorluğu olduğu durumlarda, nefes alma problemlerini çözmeye yönelik müdahaleler (septoplasti, konka rezeksiyonu...) ile birlikte yapılabilir. Özellikle burun cerrahisinde estetik ve fonksiyon birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Bu bağlamda başarılı burun ameliyatı yüzünüzle uyumlu doğal bir burun görüntüsü sağlamalı ve nefes almayı daha da rahatlatmalıdır. Burun ameliyatlarının başarısı, kişinin burnu ile ilgili problemleri ve beklentilerini doktoruna tam olarak ifade etmesine bağlıdır. Bu nedenle ameliyatla ilgili beklentilerinizi ve burnunuza ait sorunları tartışmanız, yapılacak girişimin planlanması konusunda doktorunuzu yönlendirecektir. Gerçekçi olmayan ya da mükemmeli hedefleyen beklentiler kişide hayal kırıklığı oluşturabilir. Bu nedenle burun ameliyatlarından sonra mükemmel bir görünüm değil de, daha iyi ve uyumlu bir görünüm beklentisi içinde olan kişiler ameliyattan memnun kalırlar.

Gerçekçi beklenti, sağlıklı birey ve psikolojik denge rinoplasti adayı için önemli kriterlerdir.

Hastaya ait özellikler sonucu etkiler;

·                             Yaş: Erkeklerde 17, kızlarda 16 yaştan itibaren bu ameliyat yapılabilir.

·                             Burun derisinin kalınlığı.

·                             Burun eğriliği (aksi).

·                             Burun büyüklüğü.

·                             Daha önce geçirilmiş burun ameliyatları.

·                             Yara iyileşme problemleri.

Doktorunuz tarafından burun içi ve dışı ayrıntılı bir şekilde muayene edilir. Ek bir hastalık ve problem var ise bu aşamada tespit edilir (sinüzit, nazal polip vs ...). Rinoplasti ameliyatınız için gerekli (6 değişik açıdan) fotoğrafınız çekilir. Bu pozlar ameliyatınızı planlamada kullanılır. Ayrıca digital kamera ile alınan görüntüler üzerinde bilgisayar ortamında çalışma yapılır. Böylece ameliyat sonrası görüntü hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Ameliyat kesileri burun deliklerinin içinden yapıldığı için dış görünümde herhangi bir ameliyat izi olmaz.

Ameliyat, genel anestezi altında, tam teşekküllü bir hastanede yapılır. Ameliyat süresi hastadaki problemlerin büyüklüğüne bağlı olarak değişir. Ortalama 2 saattir. Ameliyat sonrası en fazla bir gece hastanede kalınır. Ameliyatın sonunda burun deliklerine tamponlar ve burun üzerine plastik bir atel yerleştirilir. Ameliyatı takiben göz çevresinde şişlik ve morarma oluşur, ilk birkaç gün burun deliklerinden kanlı sızıntı olabilir, rahatsız edecek derecede ağrı olmaz, olabilecek hafif ağrı, ağrı kesici ilaçlar ile kolayca giderilebilir. 1-3 gün sonra tamponlar, 7. gün atel ve dikişler alınır. Takip eden bir hafta burun bandajı uygulanır. Morluklar 7 gün içinde kaybolur. Şişliklerin çoğu ilk 10 gün içinde hızla azalır ve burun son şekline yakın normal bir görünüm kazanır. Bu andan itibaren kişi normal yaşamına dönebilir. Kalan şişlilerin azalması, burnun tam olarak oturması ve son halini alması yaklaşık 6 ay sürer. Ameliyat sonrası en az 2 ay süre ile burnunuzu darbelerden ve güneş ışığından korumanız önerilir. Bu süre içinde gözlük kullanmamanızda da yarar vardır. Düşük bir oranda da olsa burunda kalabilecek belli belirsiz şekil bozuklukları gibi istenmeyen sonuçların oluşması halinde ek cerrahi operasyon gerekliliği her zaman göz önüne alınmalıdır.

Bebeklerde kulak ağrısı ve iltihaplanma için ne gibi yorumlarda bulunabilirsiniz?

Orta kulak iltihapları kanser ve AIDS gibi ölümcül ve korkutucu olmasalar da aslında görülme, sıklıkları ve neden oldukları maddi, manevi sıkıntılar, iş-güç kayıpları ve uzun vadeli sakatlıklar nedeni ile çok daha önemli bir sağlık sorunu oluştururlar.Tıp dilinde otit (otitis) kulak iltihabı için kullanılan genel bir terimdir. Genellikle kulak ağrısı, işitme kaybı gibi ortak belirtileri olan otitleri yani kulak iltihaplarını 3 ana bölümde inceliyoruz.

Dış Kulak Yolu İltihapları (Otitis Eksterna)

Dış kulak yolunda tıkanıklık ve buna bağlı işitme azlığı, özellikle kulak kepçesini hareket ettirmekle artan ağrı ve akıntı ile karakterli dış kulak yolu iltihaplarını daha çok rutubetli iklimlerde ve infekte havuz ve deniz suyunda yüzenlerde görüyoruz.Dış kulak yolunun en temel nedeni hastanın kendi neden olduğu kulak travması yani kulak karıştırmaktır. Ne kaşımak, ne temizlemek, ne kurulamak için kulağınıza pamuklu özel çubuklar dâhil hiç bir şey sokmayınız. Kulak kendi kendini temizler, korumaya karıştırmaya ihtiyaç yoktur.

Orta Kulak İltihapları (Otitis Media)

Özellikle çocuklarda çok sık görülen hemen her çocuğun en az bir kez bazen defalarca geçirdiği orta kulak iltihapları kulak ağrısı, ateş, işitme kaybı ile karakterlidir. Bebeklerde huzursuzluk, kulak çekiştirme, sıklıkla görülür. Genellikle bir nezle sonrası ve sonbahar kış aylarında görülür ama her zaman ve herkes de görülebilir.Nezle esnasında burnu tıkayarak hıçkırma, hapşırma orta kulakta iltihabı başlatacak mikropların kulağa girmesine neden olabilir. Bir diğer önemli orta kulak iltihabı türü orta kulakların havalanma ve direnajını dolayısı ile işitmenin en iyi düzeyde olmasını sağlayan. Östaki borularının tam çalışmamasına bağlı kulak zarı arkasında orta kulak boşluklarında sıvı birikmesi, yani effüzyonlu otitis mediadır. Kendisini ağrı, ateş gibi iltihap belirtileri ile göstermeyen ve kolayca fark edilmeye bilinen sıvı toplanması hastada işitme kaybına neden olur. Genellikle küçük çocuklarda geniz eti büyümesi ve buna bağlı burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma ile birlikte görülür. Sürekli ağzından nefes almak zorunda kalan, burnu hep tıkalı ve akan, gece horlayan ya da fışırtılı soluyan çocuklarda geniz etinden kuşkulanılmalı ve hekime başvurulmalıdır.

Kronik otit dediğimiz hastalık ise kulak zarında delik ve aralıklı ya da sürekli akıntı ve işitme kaybı ile giden bir hastalıktır. Özellikle sürekli pis kokulu bol akıntı ile seyreden otitler menejit, beyin apsesi gibi ölümcül durumlara neden olabilir ve vakit geçirmeden ameliyat ile kontrol edilmeleri gerekir. Üzerinde durulup, zamanında tanındığında kolayca tedavi edilebilecek bu hastalıkların tanınmaması ve tedavi edilmemesi durumunda çocukta işitme kaybı ortaya çıkar.Özellikle 0-6 yaş arasında ortaya çıkabilecek bu işitme kaybı varlığında ise çocuğun işitmesi ve gelişmesi geri kalabilir. Çocuğun sosyal yaşamına, iletişim ve öğrenme potansiyelini tam olarak kullanmasına engel olacak bu işitme kaybı erken yaşlarda kontrol edilmediği durumlarda ise bu olumsuzluk ileri yaşlarda kalıcı olarak yer edecektir.

İç Kulak İltihaplanmaları

İç kulak iltihaplanmaları ise genellikle işitme kaybı, dengesizlik, baş dönmesi ve çınlama ile karakterlidir. Kulakla ilgili bu hastalıkların varlığında vakit geçirmeden bir hekime başvurmak gerekir. Kulak ağrısı her hekimin öncelikle bakmak zorunda olduğu acil bir durumdur. Sık geçirilen rahatsızlık, tedaviye rağmen iyileşmeme ve işitme kaybı gibi durumlarda bir kulak burun boğaz hekimine başvurmak kalıcı bir hasarı engelleyici hatta hayat kurtarıcı olabilir. Bu tavsiyeler, genel bilgilerdir. Fakat unutmayınız ki, özel rahatsızlığınız için en iyi tavsiye, şikâyetlerinizi dinleyen ve sizi muayene eden doktorunuzun tavsiyesidir.

Horlamanın sebebi nedir?

Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

·                             Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol yada ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.

·                             Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.

·                             Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.

·                             Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı insanların sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.

Horlama ciddi bir sorun mudur?

Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olara evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu ?tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır.? ?Uyku apnesi? diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7 den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu durumda doktorunuzun size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken yada iş başında uyuklamalar görülecektir.

Horlama tedavi edilebilir mi?

Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır.

·                             İyi bir adele tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli.

·                             Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlarını uykudan önce almamalı.

·                             Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı.

·                             Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı.

·                             Aşırı yorgunluktan sakınmalı.

·                             Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu dikmek hala faydalı bir metotdur. Böylelikle sırt üstü uyumaya engel olunur.

·                             Yatağınızın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru çeviriniz. Bu amaçla yatağınız bir tarafı altına bir tuğla yerleştirmek amacınıza uygun olacaktır.

·                             Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.

Her pozisyonda horlayan kişiler "ağır horlayan" olarak isimlendirilir. Bu kişilerin yukarıdaki önerilerden daha fazla yardıma ihtiyaçları vardır. Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (Yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) Doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horlama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.

Horlama tedavisi şüphesiz tanıya dayanır. Bu alerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit yada bademcik geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama - Nefessiz kalma hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Buna uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı verilmektedir. Hasta için bademcik ameliyatından çok farklı his vermez. Lazerin kullanıldığı Laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır. Cerrahinin çok riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacaktır.

Horlama ortadan kaldırılabilir mi?

Horlamanın en önemli nedenlerinden biri kilo fazlalığı olduğu bilinmektedir. Kilo fazlası olup zayıflayan hastaların %80'inde horlamanın önemli derecede azaldığı veya tamamen ortadan kalktığı görülmüştür. Kilo verme, özel şekilli yastıklar, ağız veya buruna yerleştirilen bazı cihazların kullanılması, uyku ilaçları, sakinleştirici ilaçlar ve alkol kullanımından kaçınma gibi yöntemler horlamanın kontrolünde yararlı olabilir. Ancak bunların hepsi, yaşam koşullarında önemli değişiklikler yapılmasını ve bunun sürekli olmasını gerektirir.

Horlamayı ortadan kaldıracak etkili bir yöntem vardır. "Laser uvulo-palatoplasti (LAUP)" adı verilen bu cerrahi yöntemle yumuşak damaktaki dokular yeniden şekillendirilmekte ve horlama önlenebilmektedir. Bu ameliyatın başarı oranı %85-90 arasındadır. Ameliyatta, lazer ışını ile yumuşak damaktaki dokular dikkatle küçültülmekte ve zamanla dokuların iyileşip gerginleşmesiyle uyku sırasındaki titreşimleri, yani horlama ortadan kalkmaktadır. Ameliyatta lazer ışınının kullanılmasının nedeni, lazerin yumuşak dokuları kanamaya neden olmadan kesme yeteneğinin bulunmasıdır. Ameliyat yaklaşık yarım saat sürmekte ve boğazı uyuşturacak şekilde lokal anestezi ile yapılmaktadır.

Pek çok hastada bir kez tedavi ile istenen sonuç alınmaktadır; ancak, bazı hastalarda ameliyatın en erken dört hafta aralıkla olmak üzere tekrarlanmasına ihtiyaç duyulabilir. Bazı hastalarda horlama tamamen ortadan kalkmasa bile, şiddeti azalmaktadır.LAUP ameliyatını takip eden birkaç gün ile iki hafta arasında boğaz ağrısı hissedilmekte ve ağrı kesici ilaçlarla kontrol altına alınmaktadır. Hastaların çoğu birkaç gün içinde normal hayatlarına dönmekte ve çalışmaya başlayabilir hale gelmekte, sadece ağır kaldırma gibi zorlayıcı bedensel faaliyetlerden kaçınmaları istenmektedir. Ameliyatın etkilerinin görülme zamanı kişiden kişiye değişmektedir. Bazı hastalarda sonuç hemen alınmakta, ameliyatın yapıldığı gün horlama kesilmektedir. Diğer hastalarda, ameliyatın sonucu bir aya kadar ortaya çıkmakta ve kesinleşmektedir.

LAUP için uygun bir aday olup olmadığınızı nasıl anlayacaksınız?

Öncelikle muayene olmanız gerekir. Doktorunuz horlamanız, burun tıkanıklığı ve genel sağlık durumunuz ile ilgili bilgilere ihtiyaç duyacaktır. Daha sonra baş ve boyun bölgesine ağırlık verilen muayeneniz yapılacaktır. Bundan sonra muhtemelen, "obstrüktif uyku apnesi" bulunup bulunmadığını araştırmak üzere uyku laboratuarında bir uyku çalışması yaptırmanız istenecektir. Uyku çalışması, uyku laboratuarında bir gece geçirmenizi ve bu sırada beyin dalgaları, kalp atımları, kandaki oksijen miktarı, solunum düzeni gibi verilerin kaydedilmesini gerektirmektedir. Bu uyku çalışmasını takiben, doktorunuz LAUP da dahil olmak üzere olası tedavi seçeneklerini belirleyecektir.

"Obstrüktif Uyku Apnesi" nedir?

Obstrüktif uyku apnesi (OUA) ciddi bir hastalık durumudur. Trafik kazalarının önemli bir oranında sürücülerde uyku apnesi bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu kişilerde kalp yetmezliği, felç ve ölüm olasılığının da yüksek olduğu bilinmektedir.

Obstrüktif uyku apnesi (OUA), uyku sırasında solunumun bir süre için durması ve bu sırada vücudun solunum için aşırı çaba göstermesidir. Bu kişilerde solunum yolunda hava akımının durmasına neden olan tıkanıklığın boğazda olduğu bilinmektedir. Hastalar genellikle şişman, orta yaşta ve horlayan erkeklerdir. Sıklıkla horlama ve uykudaki solunum duraklamalarının farkında olan hastanın kendisi değil, hastanın eşidir. OUA'nın diğer belirtileri gündüz saatlerinde uyuklama, sabah baş ağrıları, yüksek tansiyon, kişilik değişiklikleri ve kalp ritminde değişikliklerdir.

OUA teşhisi, bir uyku çalışması ile koyulur. Tedavi planı ise her hastanın belirtileri, uyku çalışması sonuçları ve muayene bulgularına göre düzenlenir. Uyku apnesinde dört temel tedavi seçeneği vardır:

·                             Uyku apnesini artıran faktörlerin (alkol, sakinleştirici ilaç kullanımı gibi) belirlenmesi ve önlenmesiyle birlikte kilo verme;

·                             İlaç tedavisi;

·                             CPAP ve BiPAP adı verilen, uyku sırasında ağız veya burun üzerine yerleştirilen cihazların kullanılması;

·                             Cerrahi tedavi.

Burun estetiği fiyatları ne kadardır?

Burun estetiği fiyatları, yapılacak olan burun estetiği, ilk burun estetiği midir, yoksa daha önceden yapılmış bir burun estetiği olup da sonradan düzeltme mi gerekmektedir? Burun estetiği fiyatları bu gibi konulara, kısacası ameliyatın zorluk derecesine göre değişir. Her hastanenin de burun estetiği fiyatları farklıdır. Burun estetiği fiyatları, ameliyat için hangi hastaneyi tercih edeceğinize göre de değişir.

Kepçe Kulak Estetiği ameliyat maliyeti nedir?

Otoplasti kulak ameliyatı maliyeti ücreti ya da fiyatları ameliyatın lokal ya da genel anestezi altında yapılmasına göre değişmektedir. Lokal anestezi altında ameliyat yapıldığında maliyeti daha az olmaktadır. Genel anestezi altında yapıldığında ise, özel hastane yatak ücreti, anestezi ücreti, ameliyathane ücretleri eklendiğinden maliyeti fiyatları daha yüksek olmaktadır. Kulak estetiği ameliyat kalitesi olarak genel ile lokal anestezi altında yapılması arasında fark yoktur. Ancak genel anestezi altında yapıldığında hastanın bir gece hastanede yatması gerekmektedir. Lokal anestezi ile yapılan ameliyat tan sonra ise hasta hemen evine gidebilmektedir.

Uçuk Nedir?

Dudaklarda çıkan içi sıvı dolu kabarcıklara verilen isimdir. Nadir de olsa, ağız içersinde, özellikle diş etleri ve sert damak üzerinde de görülebilirler. Uçuklar genelde ağrılıdırlar, gerçekte, ağrı, uçuklar çıkmadan birkaç gün öncesinden başlayabilir. Uçuklar birkaç saat içerisinde patlayarak kabuk bağlarlar. 7 ile 10 gün içerisinde geçerler.

Sebepleri Nelerdir ?

Aktif hale geçen, ’herpes simpleks’ olarak isimlendirilen bir virüs tarafından oluştururlar. Gerçekte etkilenen kişilerde virüs beklemededir , stres, üzüntü, ateş, kaza, hormon değişiklikleri ve güneşe maruz kalma durumlarında aktif hale geçer. Uçuklar tekrarladıklarında aynı yerde çıkmaya meyillidirler.

Uçuklar Yayılabilir mi ?

Evet , uçukların patladığı an ile tam olarak geçtikleri ana kadar ki süre enfeksiyonun yayılması için en riskli dönemdir. Kendi göz ve genital bölgenize yayılabileceği gibi diğer insanlara da bulaşabilir.

Koruma İpuçları :

·                             Göz ve deri ile kaplı olmayan bölgelerinizi temastan koruyunuz.

·                             Uçuğu sıkmayınız , koparmayınız

·                             Ellerinizi gözünüzü ve diğer insanlara değmeden önce yıkayınız.

Bütün bu tedbirlere rağmen bilinmelidir ki herpes simpleks virüs uçuk olmadan bile bulaşabilir.

Tedavi :

Tedavi, uçuğun üzerinin virüse karşı etkili bir pomad ile kapatılmasıdır. Mesala %5 asiklovir merhem bunun için kullanılabilir. Henüz tedavi yoktur ama birçok araştırma yürütülmektedir. Gerektiğinde ağızdan tedavi ile desteklenmelidir. Hekiminize veya diş doktorunuza son gelişmeler hakkında bilgi danışabilirsiniz.

Aft Nedir ?

Dil, yumuşak damak, dudak ve yanak içersinde oluşan küçük sığ ülserlerdir. Oldukça ağrılıdırlar ve 5 ile 10 gün sürerler.

Sebepleri Nelerdir ?

En muhtemel olarak stres, üzüntü, travma, yorgunluk, uykusuzluk , lokal uyarıcılar (domates, turunçgiller, bazı kuruyemişler gibi asitli yiyecekler ) karşısında oluşan savunma sistemindeki yetersizlikten kaynaklandığı düşünülmektedir.

Aftlar Yayılabilir mi ?

Hayır, bakteri veya virüsler tarafından oluşturulmadıkları için etraftaki dokulara veya başka kişilere bulaşmazlar.

Tedavi :

Tedavi, sıkıntının giderilmesi ve üzerine enfeksiyon eklenmemesine yöneliktir. Üzerine uygulanan kortizonlu merhemler yardımcı olabilir. Maalesef, tedavisi henüz bulunmamaktadır. Olabildiğnce hastayı rahatlatan , ağrısını azaltan ilaçlar verilebilir.

Diğer Yaralar Ne Olabilir ?

Ağzınız içerisinde iki haftadan fazla iyileşmeyen bir yaranız olursa hekiminize müracaat etmeniz gerekir.

Herkesin sinüsü var midir?

Evet, yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen boşluklardır. Çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanmaktadırlar ve bir kurşun kalem başı büyüklüğünde açıklarla burun boşluğuna bağlanırlar.

Burun gerisine akinti nedir?

Burun içi; hava kirliliği tarafından, allerjiye neden olan maddeler tarafından, dumanla veya virüsler tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla mukus üretir. Bu burun zarlarındaki allerjik maddeyi yıkayıp uzaklaştırmak amacıyla bol miktarda üretilmiş, berrak su gibi bir salgıdır. Burun arkasına doğru su gibi bir salgı oluşur. Arkaya akıntının en önemli nedeni bu olaydır. Bir başka tipte ise mukus yapışkan ve kıvamlıdır. Bu, hava yollarının çok kuru olduğu ve zarların yeterince sıvı salgılıyamadığı durumlarda görülür. Bakteriler tarafından oluşturulan enfeksiyonlarda da yapışkan ve kıvamlı mukus gözlenir aynı zamanda cerahatten dolayı mukusun rengi sarı veya yeşil olabilir.

 

Sinüzit baş ağrısı nedir?

Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif allerjiniz varsa belirgin olur (buna "Vakum Baş Ağrısı" denilir). Maalesef sinüs baş ağrısıyla karıştırılabilecek birçok başka neden vardır. Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya gerginlik baş ağrısı hem alın ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmelerinden dolayı sinüzit ile karıştırabilirler. Ancak bu tip baş ağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçerler. Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzeltilebilen sinüzitten farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada gelen, bulantı ve kusmaya neden olan baş ağrısı daha ziyade migren baş ağrısıdır. Şiddetli, sık ve uzun süren baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora baş vurulmalıdır.

Koku Alma ve Tat Alma Bozuklukları ciddi sorunlar mıdır?

Koku ve tat alma sorunlarının yaşamımızda büyük etkileri olabilir. Bu duyularımız esas olarak yaşam aaafimize, iştahımıza, sosyal yaşamımıza katkıda bulunduğu için, koku ve tat alma bozuklukları ciddi olabilir. Bozuldukları zaman, yaşam biraz tadını kaybeder, daha az yeriz, daha az sosyal oluruz ve sonuçta kendimizi daha kötü hissederiz. Birçok yaşlı insan bu sorunla karşı karşıyadır.Koku duyusunun kaybı sinüs hastalığının, burun pasajda bir kütlenin, ya da nadir durumlarda beyin tümörlerinin bir belirtisi olabilir.

Koku ve tat duyuları nasıl çalışır?

Koku ve tat kimyasal duyu alma sistemimize aittir. Koku ve tat almanın karmaşık süreci etrafımızdaki maddelerden salınan moleküllerin burun, ağız ve boğazdaki özel sinirleri uyarmasıyla başlar. Bu hücreler mesajları özgül koku ve tatların tanımlanmış olduğu beyne iletirler.Koku siniri hücreleri, bir gülün güzel kokusu ya da fırındaki ekmeğin kokusu gibi çevremizdeki kokularla uyarılırlar. Bu sinir hücreleri, burundan yukarı çıkan incecik bir doku yolda bulunurlar ve doğrudan beyinle bağlantılıdırlar.

Tat siniri hücreler, tükürükle karışmış yiyecek ve içecekle etkileşirler ve ağız ve boğazın tat koncalarında kümeleşmişlerdir. Dilde görülebilen küçük yumruların çoğu tat koncaları içerir. Bu yüzey hücreleri tat bilgisini beyine mesajları yollayan yakın sinir liflerine iletirler.Bir başka kimyasal duyusal mekanizma olan genel kimyasal duyu, koku ve tat duyumuza katılır. Bu sistemde, özellikle gözlerde, burunda, ağızda ve boğazdaki binlerce serbest sinir ucu amonyağın iğneleyiciliğini ve biberin “ateşi” gibi duyuları tanımlarlar.

Tat

Genel olarak dört temel tat duyusunu algılayabiliriz:

·                             Tatlı,

·                             Ekşi,

·                             Acı,

·                             Tuzlu.

Bu tatların bazı kombinasyonları – yalnız başına dokunuş, sıcaklık, koku ve genel kimyasal duyudan gelen duyu ile – bir tat üretirler. Bu bize fıstık mı havyar mı yediğimizi gösteren tattır.Birçok tat, temel olarak koku duyusu aracılığı ile tanınır. Örneğin çikolata yerken burnunuzu tutarsanız yediğinizin tatlı mı acı mı olduğunu ayırabilseniz bile çikolatanın tadını almakta zorlanacaksınız. Bunun sebebi çikolatanın tanıdık tadının büyük ölçüde kokuyla algılanmasıdır. Kahvenin iyi bilinen tadı da böyledir. Bu, kendi yaptığı yemeği deneyen bir aşçıbaşı örneğinde olduğu gibi lezzetli bir tadı bütünüyle almak isteyen birinin her lokmadan sonra niçin burnundan nefesi dışarı verdiğini açıklamaktadır.Tat ve koku hücreleri sinir sisteminde eskiyince ya da zarar görünce yenilenen yegane hücrelerdir. Bilim adamları bu fenomeni diğer hasarlı sinir hücrelerini yenileme yollarını ararken incelemektedirler.

Koku ve tat alma bozukluklarına sebep olan nedir?

Bilim adamları, koku duyusunun insanların 30-60 yaşları arası en keskin olduğunu buldular. 60 yaşından sonra azalmaya başlar ve yaşlı insanların büyük bir kısmı koku alma yeteneklerini kaybederler. Her yaşta kadınların koku algılaması genel olarak erkeklerden daha iyidir. Bazı insanlar zayıf bir koku ve tat duyusuyla doğarlar.Üst havayolu infeksiyonları (soğuk algınlıkları, viral enfeksiyonları) koku ve tat kayıpları için suçlanmıştır.

Kafa yaralanmaları da koku ya da tat problemleri yaratabilir.

Deviasyon (burun orta perde eğriliği) ve Burunda yer kaplayan kitleler. Özellikle polip ve benzeri oluşumlarda burun tıkanıklığından dolayı koku partikülleri algılandıkları bölgelere ulaşamazlar.

Kimyasal maddeler: Böcek ilaçları gibi bazı kimyasallar ya da bazı ilaçlar

Tütün: İnsanların çoğunun en sık maruz kalacağı kirlilik biçimlerinden en yoğun olanı, tütün içiciliğidir. Kokuları tanıma yeteneğini bozar ve tat duyusunu azaltır. Sigarayı bırakmak koku işlevini arttırır.

Işın tedavisi: Baş ve boyun kanserli radyoterapi almış kişiler daha sonra koku ve tat alma kaybından şikayet ederler. Bu duyular bazı sinir sistemi hastalıkları sırasında da kaybolabilir.

Larenjektomi: Gırtlaklarını kanser sebebiyle cerrahi sonucu kaybeden insanlar genellikle koku ve tat almada güçlükten yakınırlar. Larenjektomi hastaları yeniden burundan nefes alabilmek için özel bir “bypass” tüpü kullanabilirler. Burundan hava alımının artması koku ve tat duyularının yeniden kazanılmasına yardım eder.

Koku ve tat alma bozukluklarına nasıl tanı koyulur?

Koku ve tat alma kaybının boyutları bir kişinin algılayıp tanıyabileceği bir kimyasal maddenin en düşük konsantrasyonu kullanılarak test edilebilir. Bir hastadan çeşitli kimyasal maddelerin kokuları ve tatlarını karşılaştırması istenebilir, hastaya çeşitli kimyasal maddelerin kokularının yoğunluğu ya da tadı, ya da bir kimyasal maddenin yoğunluğu arttığında kokuların ve tatların yoğunluğunun nasıl arttığı sorulabilir.

Koku ve tat alma bozuklukları tedavi edilebilir mi?

Bazen bir ilaç koku ve tat alma bozukluğu sebebi olabilir ve bu ilaç kesilirse ya da değiştirilirse durum iyiye gidebilir. Çoğu vakada, polip gibi burun tıkanıklığı sebepleri ortadan kaldırılabilir ve reseptörlerin bulunduğu bölgeye hava akımının sağlanması koku ve tat kaybını düzeltebilir. Bazen, kimyasal duyular kendiliğinden olarak kayboldukları gibi geri dönebilirler.

Çocuğumda sık sık boğaz ve orta kulak iltihabı oluyor. Bademciklerinin veya geniz etinin alınmasının faydası olur mu ?

Yapılmış olan çalışmalar bademcik ameliyatının sık boğaz iltihaplarının önlenmesinde yararlı olduğunu desteklemektedir. Ancak, bademciklerin alınmasının orta kulak iltihaplarının önlenmesine tek başına faydası olduğu gösterilememiştir.Burnun gerisinde bulunan ve östaki tüpüne yakın olan geniz etinin alınmasının, sık tekrarlayan orta kulak iltihaplarının önlenmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Östaki tüpü, orta kulağa hava gitmesini ve orta kulağın kendini temizlemesini sağlar; geniz eti, östaki tüpünün bu fonksiyonlarını bozarak tekrarlayan orta kulak iltihaplarının nedeni olabilir.

Çocuğum sık sık ateşli bademcik iltihabı geçiriyor. Doktoru bademcik ameliyatı önerdi ancak, yaşı çok küçük olduğu için ameliyattan çekiniyorum. Ameliyat için belli bir yaş sınırı var mıdır ?

Dört yaşın altında bademcik ameliyatı yapılması, bademciklerin görevlerinin en fazla olduğu bu çağda arzu edilmez. Ancak bu kesin bir kural değildir ve ilaç tedavileri ile enfeksiyon kontrol altında tutulamıyorsa ve bu durum çocuğun sağlığı için bir tehdit oluşturuyorsa bademcik ameliyatı her yaşta yapılabilir.

Çocuğum sık sık boğaz iltihabı geçirmiyor ancak, burnu sürekli tıkalı, ağızdan nefes alıyor ve geceleri horluyor. Birkaç kez kulak iltihabı geçirdi. Odasını sürekli nemlendirmeye, üşütmemeye dikkat etmeme rağmen burun tıkanıklığı geçmedi. Doktoru geniz ati ameliyatı önerdi. Bu belirtiler geniz eti ameliyatı için yeterli midir ?

Sürekli ağızdan solunum yapma, uykuda horlama ve tekrarlayan kulak iltihapları, büyümüş geniz etinin tipik ve en sık görülen belirtileridir. İlerideki yaşlarda kalıcı olabilecek diş, damak, akciğer ve özellikle kulak problemlerinin önlenmesi için büyümüş geniz etinin zamanında alınması gerekir.

Çocuğum için geniz eti ameliyatının gerekli olduğu söylendi. Acaba ilaçla tedavi edilemez mi ?

İlaç tedavileri geniz etinin iltihaplı olduğu dönemlerdeki şikayetler için geçici rahatlamalar sağlayabilir; ancak bir Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmani tarafindan iltihapsız dönemde değrlendirilmiş ve ameliyat gerektirir derecede buyumus olan bir geniz eti, genellikle ilaçlarla yeterince küçülmemekte ve ameliyatla tedavi gereksinimi tamamen ortadan kalkmamaktadır.

Genellikle bademcikler ve geniz eti birlikte mi alınır ?

Bademcik ve geniz eti ameliyatları birlikte yapılabilir, ancak bu bir kaide değildir. Gerekçesine göre, her iki ameliyat ayrı ayrı da yapılmaktadır.

Geniz eti alındıktan sonra tekrarlayabilir mi?

Enfeksiyonlarla savaşma görevi yapan geniz etinin alınmasından sonra, geniz etinin bulunduğu bölgeye komşu olan ve aynı görevi yapan dokuların enfeksiyon nedeni olan mikro-organizmalarla karşılaşıp büyümesi halinde tekrar geniz eti oluşabilir. Tekrarlamalar, daha çok 3 yaşın altında geniz eti alınan çocuklarda görülmektedir. Bu durumda ameliyat tekrarlanabilir.

Bademcik ve geniz eti ameliyatlarının tehlikesi var mıdır?

Her ameliyatın kendine özgü tehlikeleri vardır; bu nedenle bir ameliyat kararı verilirken, ameliyattan beklenen faydanın risklerinden fazla olması gerekir. Bademcik ve geniz eti ameliyatlarında genel anesteziye ait küçük bir risk vardır. Günümüzün modern anestezi teknikleri, başka hastalığı bulunmayan sağlıklı bir insanda, anesteziye bağlı hayati tehlikeyi önemsenmeyecek düzeye indirmiştir. Bademcik ve geniz eti ameliyatlarının ikinci bir tehlikesi de kanama olmasıdır. Kanama genellikle basit müdahalelerle kontrol altına alınabilir, ancak bunun için tekrar hastaneye gelinmesi gerekebilir.

Bademcik veya geniz eti ameliyatlarından sonra mikroplara karşı çocuğumun vücut direnci azalır mı ?

Hayır. Bademcikler ve geniz eti, ameliyat gerektirecek derecede ve kronik iltihaplı olduğunda zaten mikropları öldürme fonksiyonlarını gereğince yapamazlar. Bademcikler ve geniz eti alındıktan sonra, vücuttaki başka sistemler (örneğin birer protein türü olan yüzey immünglobulinleri) çocuğunuzun vücudunu mikroplara karşı korumaya devam eder ve bu fonksiyon yeterli direnci sağlar

Tükürük bezlerinde tümör oluşu genel bir durum mudur?

Evet, genellikle kulak altı tükürük bezlerini ilgilendiren “karışık tümörler”.

Kulak altı tükürük bezlerindeki tümörler genellikle habis midir?

Hayır. Kulak altı tükürük bezleri tümörleri genellikle selimdir. Fakat bez çok kez kanserli bir marazı teşekkül ile bulaşabilir.

Kulak altı tükürük bezleri tümörleri bir kez alındıktan sonra yeniden tekerrür edebilir mi?

Evet, bu tümörler selim bile olsal)ar her beş vakanın birinde tekerrür etme eğilimindedirler.

Bezlere yapılacak ameliyatlar tehlikeli midir?

Hayır. Ancak kulak altı tükürük bezlerini almak için yapılacak ameliyatlar hem zordur ve hem de uzun sürelidir. Kulak altı tükürük bezlerinden geçen yüz sinirlerinin ercik saplarında bir zedelenme meydana gelmemesi için, bu ameliyatlarda çok dikkatli olunması gereklidir. Bu sinirde olan bir zedelenme yüzün kısmen felce uğramasına neden olur.

Tükürük bezleri ameliyatlarında hangi tip anestezi kullanılır?

Önemli ameliyatlar için genel anestezi, önemsiz olan ameliyatlar içinse lokal anestezi yapılır.

Kulak altı tükürük bezlerinde yapılacak ameliyat için ensizyon nereden yapılır?

Kulağın önünde ve çene hizasında boyuna uzanan kısımda.

Bir kulak altı tükürük bezi tümörü alınırken yüz siniri zedelendiği halde ne meydana gelir?

Yüz kısmen felce uğrar ve biçimsiz bir hal alır; ağzın bir tarafı düşük ve burkuk kalır. Bazı nadir vakalarda gözkapağına giden sinirin bir bölümü zedelenebilir ve bu da, hastanın bu gözünü tam olarak kapayamamasına yol açar.

Yüz siniri zedelendiği vakit yüzdeki biçimsizlik kalıcı mı olur?

Aşağı yukarı öyle. Ancak zamanla bu biçimsizlik az çok azalabilir.

Boğaz hastalıklarında ne zaman antibiyotik alınır?

Antibiyotikler, bakterilerin üremesini durduran veya onları öldüren ilaçlardır. Hekim, sık boğaz iltihabına yol açan "strep" türü bakterilerden şüphelendiği zaman penisilin, eritromisin gibi antibiyotikler reçete eder. Fakat bazı bakteri türleri, penisilinden etkilenmez böylece diğer antibiyotik gruplarını kullanmak gerekir. Antibiyotikler, virüsleri öldürmezler, fakat virüsler insanın bakterilere karşı olan direncini zayıflatırlar. Bu tür bir karışık iltihap oluşursa, antibiyotikler gerekli olabilir.Antibiyotik, hekim tarafından reçete edildiği zaman, hekimin tavsiye ettiği şekilde tam olarak kullanılmalıdır. Aksi takdirde, iltihap baskı altında kalır, ilaç kesildiğinde tekrarlayabilir.

 

 

 

 

BURUN ESTETİĞİ (RİNOPLASTİ)

    Rinoplasti olarak isimlendirilen bu cerrahi işlemde amaç burun şekil bozukluğunu düzeltmektir. Burun içinde nefes almaya engel oluşturan kemik eğrilikleri (deviasyon) ameliyatı ile birlikte yapılması mümkündür. Çoğunlukla burun küçültmek olarak bilinen rinoplasti de bazen burunu büyültmekte amaçlanır

 

 AMELİYATIMI KİME YAPTIRMALIYIM? Bu ameliyatı kulak, burun, boğaz uzmanı mı yoksa plastik cerrah mı yapmalı? Burun estetik ameliyatı yüz estetiği (Fasial Plastik) branşının bir ameliyatıdır. Amerikan Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Cemiyeti üyelerinin (American Academy of Facial Plastic and Reconstructive Surgery) %60 ını Kulak Burun Boğaz uzmanları oluşturmaktadır. Kulak burun boğaz uzmanı bir baş boyun cerrahıdır. Temel eğitiminde burun cerrahisi olan tek branş KBB uzmanlığıdır. Fasial plastik cerrahi KBB uzmanlığının bir yan dalı olarak bütün dünyada hızla yaygınlaşmaktadır. Fasial plastik cerrahi ile ilgilenen bir KBB uzmanı bu sorunuzu en ideal biçimde çözümleyecektir. Ancak hekiminizi seçme konusunda en doğru kararı yine siz vereceksiniz.

AMELİYAT ÖNCESİ GÖRÜŞME Doktorunuzla görüşmeden önce burnunuzla ilgili tüm problemlerinizi belirlemeniz faydalı olacaktır. Nefes almanız, burun akıntısı olup olmadığı, geniz ardına akıntı ve baş ağrısı olup olmadığını belirlemeniz bu ameliyatla birlikte bu problemlerin çözümünü mümkün hale getirecektir. Burun şekil sorunlarınızı ve nelerin düzeltilip nelerin düzeltilemeyeceğini doktorunuzla mutlaka tartışın.

Ameliyat sonrası beklentilerinizin olabilirliği doktorunuz tarafından ifade edilecektir. Ameliyat sonrası hayal kırıklığından kurtulmanın yolu bu dönemi iyi değerlendirmek ile mümkündür. Bu ameliyatta doktorunuzla birlikte davranmanız hem sizi hem doktorunuzu rahatlatacaktır. Yardımlaşma tüm ameliyat döneminizi zevkli bir uğraşı haline dönüştürecektir Farklı beklentiler daha yolun başında doktorunuzla sizi karşı karşıya getirecektir. Sizin için çok büyük kusurlar cerrahi olarak basit bir işlemle düzeltilebilirken çok küçük bir ayrıntı bazen zor bir cerrahi ile ancak düzeltilebilmektedir. En iyi, iyinin düşmanı olarak hatırlanmalıdır.

AMELİYATIN AMACI NEDİR? Burun estetiğinde amaç yüzünüze en uygun burunu yapmaktır. Bu cerrahi işlem şüphesiz mevcut kumaşla yapılacaktır Yani sizin cildinizin kalınlığı, mevcut kıkırdakların inceliği ve formu yara iyileşmeniz ve daha önce geçirdiğiniz burun ameliyatları başarı oranını belirler. Amaç yüzünüze ilgisiz bir burun yapmak değildir. Bu nedenle tek başına en güzel burunu yapmak sorunları çözmeyecektir. Yüzünüze en uygun burunu yapmak en başarılı sonuç olarak kabul edilir. Burunun bazı yerleri küçültülürken bazı yerlerinin büyültülmesi ile yüzde iyi görünen burun sağlanmaya çalışılır. Burun deliklerinin aşırı görünmediği, diri, kemik çatının kaybedilmediği ve ameliyatlı olduğu izleniminin saklanması önemlidir. Başka bir deyişle GÜZEL BURUN YOKTUR,

GÜZEL GÖRÜNEN BURUN VARDIR!

AMELİYAT VE SONRASI

Burun estetik ameliyatları dünyada en çok yapılan estetik amaçlı ameliyatlardır.

Ameliyat süresi 1-1.5 saati aşmamaktadır. Ancak özel durumlarda bu süre daha uzun olabilmektedir.

Ameliyat sonrası morluk ve şişlik eskiden uygulanan cerrahi tekniklere göre çok daha az oranda görülmektedir. Burun içinde bir gün kalacak tampon yada nefes almanıza engel olmayacak özel bir sünger ve burun dışını saran minik bir alçı ile uyanacaksınız.

Ameliyat sonrası genellikle korkulduğu gibi ağrılı geçmemektedir. Basit ağrı kesicilerle bu dönem oldukça rahat geçecektir. Bir gün sonra burun içi boşaltılacak, nefes almanız normale dönecektir.

Aşırı sıcak olmayan bir mekanda başınız hafif yukarda yada oturur durumda istirahat etmeniz önerilir. Burun ameliyatlarından sonra her rastladığınız insan size farklı yorumlar yapacaktır. Bu zevklerin değişik olması yanı sıra eski burnunuzun iyi bilinmemesi ile ilgilidir.

Burununuz ile ilgili yorumu bu konunun uzmanları bile ancak eski burunu göz önüne alarak yapabilmektedir. Zaman içinde burnunuzla ilgili değişiklikleri doktorunuzla birlikte takip etmeniz en uygun yol olacaktır.

 BURUN ESTETİĞİ SONRASI DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR Burun üzerindeki alçı 7-10 gün arasında kalacaktır. Islanmaması gerekmektedir. Terleme ile bu alçının gevşeyeceğini düşünerek aşın sıcak yerlerde bulunmamanız gerekmektedir. Dişlerinizi ilk 10 gün çok dikkatli fırçalamanız gerekmektedir. Özellikle ön dişlerinizi fırçalarken dikkat etmeniz gerekecektir. Fırçanızın yumuşak olması önemlidir. Ameliyat sonrası aşırı fiziksel aktiviteden uzak durun. Burnunuzdaki sargılar kalkıncaya kadar banyo yapılmaması ve buharlı ortamda bulunulmaması. Bir hafta boyunca aşırı yüz hareketleri ve gülmekten kaçınınız. Ameliyatı takip eden 20 gün boyunca boğazlı kazak veya dar boyunlu giysiler giyilmemesi. Yüzünüze ve burnunuza 3 hafta süreyle sert bir şekilde dokunmayınız. Operasyonu takip eden 6 hafta boyunca aşırı güneş ışığından uzak durunuz. Aşırı sıcak burnunuzda şişmeye neden olacaktır. Burun ameliyatlarından sonra göz altlarında ve yüzde şişme olabilmektedir. Eski ameliyat tekniklerine göre bu duruma çok daha az oranda rastlanmaktadır. Bu şişlikler 1-2 hafta içinde geçecektir. Doktorunuzun verdiği ilaçlar dışında ilaç almayın. Ameliyat sonrası 5 gün kontak lens takılmaması.16 hafta boyunca her türlü gözlük kullanılmaması daha sonraki dönemde hafif bir çerçeve kullanılması. Burnunuz açıldıktan sonra burun cildini sıvı sabun veya özel losyonlarla temizleyiniz. Bantlarınız alındıktan sonra makyaj yapabilirsiniz. Daha fazla bilgi için haberleşmemiz uygun olacaktır

 

Kimler Çevrimiçi

bir ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Giriş Formu